|
|
24/01/2006

 Ugrasmadan dogrudan spaces'inize eklemek için sağ alt taraftaki Bloga al sekmesine tıklayınız!
Burcunuzu seçin, falınızı okuyun Koç Boğa İkizler Yengeç Aslan Başak Terazi Akrep Yay Oğlak Kova Balık Muneccim.com 'un katkılarıyla
BENİM İÇİN ÜZÜLME!!
|
YAZIK!
Hem kıyasıya harcıyorsun kendini, Hem gönlün yeltenmiyor hiç kimseyi sevmeye, Biliyorsun, saymakla bitmez sevenler seni, Ama besbelli sen aşk duymuyorsun kimseye, Öldüren bir nefrettir yüreğindeki şeytan, Hiç umurunda değil kazsan kendi kuyunu, Çekinmezsin güzelim can evini yıkmaktan, Onarmak olmalıyken asıl amacın onu, Sen tutum değiştirde cayayım düşüncemden, Yumuşak bir sevgi koy, nefret yerine bir yol, Göründüğün gibi ol: Cömert,sıcak,sevecen, Hiç değilse kendine yumuşak yürekli ol Aşkım uğruna bir 'sen' daha yarat kendine Güzellik onda veya sende yaşasın diye
William Shakespeare
Sen, giderken gülüm izlerini silmeyi unuttun. Sen, giderken bitanem, bende bıraktıklarını almayı unuttun. Sen, giderken aşkım, sen hâlâ bendeydin.
...................................................................................................................................................................................................................................
|

Bu gece yokluğunun dökümünü yapıyorum. Aylar önce sensizliğe yazdığım şiiri okudum, birde dün gece yazdığımı... Hiç fark yok... Neden azalmıyorsun bende? Neden gidişin dün gibi? Neden sana yazdığım her yazı, hep aynı yerde tıkanıyor? Ben bugüne kadar kimseyi yokluğunda bu kadar önemsemedim Kimseyi yokluğunda bu kadar özlemedim... ve şuna emin ol; hiç kimse, yok'ken bu kadar sevilmedi... Benim karşıma "aşk" diye bu sonucu çıkaran, yarım kalmış'lıktan başka bir şey değil, bunun farkındayım.. Ama iyi ama kötü, bitmeli her hikaye! Sen bitmedin. Bitmeyensin.. Ayrılığın adını koyamadık sevgilim. İşte bu yüzden kopamadık birbirimizden bir türlü.. Ben yarım kalan ve adı konmayan hiç birşeyi unutmam...unutamam..... İçimde sızısı kalır. Ya herşey yaşanacağı yere kadar yaşanıp sona ermeli ya da ayrılık sözkonusu olduğunda bir daha kimsenin çıtı çıkmamalı! Biz bunu başaramadık, ayrılamadık! Sen yaşanıp da bitseydin eğer hatrıma gelmezdin. Seni bu kadar yazılası yapan, yarım kalmışlığındır..O gecenin sabahında, ayrılığın aklına nerden geldiğini biliyorum... Anlamıştın benim soyut' a tutkun olduğumu... O yüzden gittin kim bilir... Sevilmek için, güzel hatırlanmak için, kayıplara karışmayı tercih ettin... haklıydın belki de... Olağan hiç birşeyi sevemedim ben hayatım boyunca..... Herkesin,her an yaşadığı hiç birşeyi benimsemedim... Ben yaşadığım hiçbir aşkı hayatın akışına bırakmadım. Bunu yapanlar her zaman kaybeder... Zaman denilen kavram düşmanıdır aşkın... eğer ortada aşk denen bir şey varsa, ne yapıp edip zamanı durdurmalı. Biz bunu başaramadık.... oysa bu o kadar zor bir şey değildi sevgili... Farklı bir dokunuş,ağızdan çıkan ve bugüne kadar kullanılmamış bir söz yeterdi zamanı durdurmaya..... Ben, aşktan söz açıldığında zamanı durduramayan kimseyi sevemedim... Ondandır belki de varlığında sevemediğim insanları, yokluğunda düşlemek.... Belki de onandır, yanındayken yüreğinin gurbetine düştüğüm bir sevgiliyi, sılasında özlemek.. Yokluğun hiç de adil değil... beni yok ediyor, seni var ediyor sevdiğim..Evet seviyorum seni varlığına rağmen! Üç mevsim değişti bu şehirde ama ben varlığınla-yokluğunun tezatını çözemedim... Artık seni yaşamak istemiyorum! .... öyle bir sen yarattım ki sen yokken, yaşanıldığı an yitirir anlamını... sen yokken yarattığım sen, yasakladı sana dokunmamı... Sana düşman bir sen var içimde.... seni senle savaştıryorum, olan bana oluyor...
|
Gidişin beni yaralamadı, aksine daha bir sevilir hale geldin... Varlığındaki seni, yokluğundaki sen kadar sevemezdim... "Keşke sen yanımda oslaydın,keşke bir şeyler yapıp da seninle zamanı durdursaydık" diye hayıflanmıyorum artık..... Her ne kadar adı konmasa da bir kopuşun, her ne kadar vazgeçmeyi beceremesek de, ayrılık ihtiyaçtandı bu hikayede.... Yazık! son sözü zaman söyleyecek... Yazık! bu sefer hayatın acımasız akışına bıraktık aşkı... Ben senden kalan ayrılığa bile yas tutamıyorum adam gibi! Bunu engelleyen senin varlığın... ben bunca zaman yokluğundaki senle hayatı paylaşsaydım ve böyle bir senle ayrılığı yaşasaydım, hiçbir şiir kolay kolay hayata döndüremezdi beni... işte bu kadar güzeldir senin yokluğun... işte bu kadar ayrılğına üzülmemi engelliyor varlığın.....
VARLIĞININ CANI CEHENNEME, YOKLUĞUNU ALMA BARİ.....
Ve unutma seninle asla helalleşmiyorum….
VARLIĞININ CANI CEHENNEME!!!
 
_______
Ilık rüzgarla gelen 1 müzik sesiyle daliverdim uzaklara “Asik olmak günahsa ben bir günahkarim. Pisman degilim tanrim. "Diyordu yumusak bir ses. bir sizi saplandi ilk önce kalbime. sensizlik yüregimi yakiyodu, sana hasrettim. sari kurumus yapraklar arasinda, ruzgarin yuzume vurmasiyle kokunu duydum sanki… yalnizdim, mutsuzdum sen yoktun ebediyen gitmistin… simdi yanimda olsaydin, kollarinla beni sarar, yuzume dagilan saclarimi parmaklarinla duzeltirdin… iki taraftan kulaklarimin arkasina sıkıştirir, “boyle daha guzel Askim” derdin. yuzume dusen saclarima, tuzlu gozyaslarim karisiyo simdi. “sakin ha aglama, seni birgun bile aglarken gormek istemiyorum” derdin bana. Simdi bir yerleden bakiyosa gozlerin uzuluyosundur. Ama gozyaslarima søz geciremiyom sevgilim. hani biz sonsuza kadar mutlu olacaktik? Hani birbirimizi terketmiyecektik? Neden beni tek basima birakip gittin Askim? Kaza haberin geldiginde inanamadim… evimizden nasıl ciktigimi bile hatirlayamiyorum. Hastanede seni oyle kanlarin icinde baygin bir sekilde gorunce, dunya basima yikildi. elini tuttum ve sen gozlerini actin. “sakin ha! Sakin elimi birakma” dedigin zaman bile “gozlerindeki ormanda yagmur yagmasin” dedin. yanaklarimdan suzulen sicim gibi yaslar yuzune döküldügünün farkinda bile degildim. Amaliathanenin kapisina kadar elini hic birakmadim ve mecburen elini ayirdilar benden… Saatlerce o odada kaldin. ciktigin zaman komadaydin. Doktorlar ümitsizce gözlerime bakiyordu. seni odana götürdüler. Neydi? Neden o makinalari vücüduna baglamislardi? Sen yasayacaktin.beni birakmayacaktin, yemin etmistin. yavasca elimi elinin uzerine koydum. hic kipirdamiyordun. Gunlerce basucunda bekledim… farkinda bile degildim. hep uyuyordun. yanimda seni beklerken; gecirdigimiz gunler bir film seridi gibi gozlerimden gecti… beni kizdirmalarin, sinir etmelerin ve ondan sonra gonlumu almak icin butun evi ben yokken cicek bahcesine cevirmen. Dogum gunlerimizde aldigimiz hediyler. Hani son dogum gununde sana bir kazak almistim’da hemen giyip mankenlik yapmistin’ya ve ben seninle dalga gecmistim, sende alp pastayi yuzume yapistirmistin ve sonra bütün evi pastayla alt ust etmistik. temizlemesi ne zor olmustu demi Askim? Ne kadar deliymisiz, ne kadar asikmisiz… mavi kazagini son gordugumde, kanlar icindeydi… kaza gunu onu giyiyormussun meger. cok sinir ettin beni, nasıl cikacak simdi kazaktaki kan lekeleri? Olmadi simdii, iyilesir iyilesmez, kazagini sen yikayacaksin… onu sana ben aldim, atsak olmaz’ki. Hala uyanmadin… bir haft gecti, hicbir kipirdi yok. Doktorlarin biri gidiyor, biri geliyor… soyledikleri hicbirseyi artik anlamiyordum… bu arada, o yagmurlu gun geldi aklima. Bisikletlerle yarıs yaptigimiz o gun… hani ani bir yagmur baslamisti, eve zor yetismistik… balkonda Durup yagmuru izlerken, birgun bebegimiz olursa ismini yagmur koyalim demistik… bizim yagmurumuz yaz yagmuru olsun demistik… ve birgun daha gecti iste yanimda. sen o yatakta haraketsiz yatarken birgun daha gecti. elm elinde. ve basim yatagin yaninda, kendimden gecmisim. ve aniden elin elimde kipirdadi. aniden kirmizi, şiş gozlerimi sana cevirdim ve. gozlerini actin. o halinle bile gulumsuyordun bana. Dudaklarina kucucuk 1 opucuk kondururken, sessizce gozlerimden yin bilincsizce tuzlu gozyaslarim, dudaklarina dustu… kizar gibi yin baktin bana. “TAMAM dedim aglamayacagim” gozlerime baktin bugulu… hic beklemedigim bir anda dudaklarin kipirdamaya basladi!!“AFFET BENI” dedin. “ birbirimizi terketmiyecektik, hala dahada seni terketmedim ama. Dedin. Ve gerisini duymak bile istemiyordum, parmaklarimla dudaklarini kapattim. “konusma, yorulma, sonra konusuruz” dedim. Ama sen basima “simdi” dercesine isaret ettin. “sehre inmistim, yildönümümüz icin begendigin tek tasli pirlanta yuzugu alacaktim, aldimda. Yaninda 3 tane gul vardi, arabanin torpido gozunde yuzugun, koltuktada gullerin vardi” dedin. ve devam ettin “hayatimda gecirdigim en guzel yillari seninle paylastim. Gozlerim, kalbim hep yaninda olacak. arabadan emanetlerini almayi unutma" dedin bana... gozlerimdeki yaslari artik durduramiyordum. " bir dahaki sonbahara yurudugumuz yolda, yalniz yuruyeceksin ve cok guclu olcaksin. Beni affet askim seni bensiz birakamiyom. seni canimdan cok seviyorum, son bir opucuk ver bana" dedin. ve bir elim elinde, bir elimde alnini oksarken istedigini yaptim. Dudaklarin sicakti ve aniden makineden ince bir ses geldi. Elin elimden kopuverdi. gozlerin yavasca kapandi... doktorlar kosup geldiler. oylece orada kaliverdim,, hareketsiz kaldim, donmustum. doktorlar seni goturduler. artik sen yoktun, YALNIZDIM.
simdi sensiz gecen ilk son bahardayim. yurudumuz yolda kurumus yapraklarin arasinda tek basimayim. arabadan bana getirdigin emanetlerimin biri evde, diyeri parmagimda. yuzugunu yasadigim surece parmagimdan, gullerini yatagimin yanindanHIC AYIRMAYACAM. Mavi kazagini yikadim, temizledim. yastiginin uzerinde duruyo. kulagimda bana soyledin sarkiyla yuruyorum tek basima söz verdigim gibi,SARI YAPRAKLI YOLDA. ASKIM.
___

Kan kokuyor hava kan... bu sabah, güneş bile kızıla dönmüş. kan kokuyor dünyam bu sabah, kan... damarlarımda dolaşırken gözlerimden fışkırıyor, odama. bütün duvarlar bulandı kana, ve odam da kan kokuyor artık... kan kokusu kapladı tenimi nadide bir parfüm gibi... kanla yazacağım günlüğüme, bu günün tarihini kanla atacağım tarihe imzamın en etkinini .... ............ ......... günlüğüm de kan kokacak tenim gibi hava gibi dünyam gibi benim gibi kan kokacak... senin gibi........ ....... ... . kanıyorum kan kokuyorum kan soluyorum kan görüyorum ve kalbimden akmaya çalışan son damla kan da boğuluyorum seni sakladığım o son damla da seninle kan oldum kana kana kanıyorum... kan kokuyorum kan kokuyorum kan........
Sana sımsıkı sarılmak istiyordum... Ah bir görsem, bitirsem içimdeki özlemini bu kadar zor gelmeyecekti senden, sevginden vazgeçmek... Nasıl olsa alışkınım ya seni görmemeye, galiba böyle de başarabilirim...
"Ama eğer hissedersen hayatından çekildiğimi bana sana geri dönmemem için şans dile... "
Neler yazmak istiyorum sana bir bilsen, tek yapabildiğim yazmak olduğundan yine yazıyorum işte! Seni daha önce de yazmıştım ama bu kez bir daha yazmamak üzere, seni beynimde, içimde bitirerek yazıyorum, yada bitirmek isteyerek... Ne kadar sürer bilmiyorum ama ben senden, sevginden vazgeçmek istiyorum.
Yine senden habersiz...Ben seni severken de senden habersiz sevmiştim. Belki de kendimden bile habersiz...
Dünyaları etrafında döndürmek isteyen bir kalbi bilerek isteyemezdim. Kendimden ve senden habersiz "bir tanemmm" olmuştun sen...Öyle ya; Sen bir taneydin; Eşin benzerin yoktu yeryüzünde, Yoktu Sen Kadar Güzel Güleni, Sen birtanem din!
Yaşanmamış ve yaşamamış olsam bile Sen Özel'din... Aşk Özel'di....
"Yağmurda Aşk Başkadır" diyenlere gülüyordum ama bende yağmurda üşüyen ellerini severek başladım seni sevmeye...
Önce aldırmadım seninle güzelleşen herşeye...Sonra tüm parfümeri dükkanlarını aşındırıp kokunu ararken anladım seni deliler gibi özlediğimi...
Ne kadar gerçeksen o kadar yalandın... Ve ben her seferinde en baştan başladım...Yeniden bir sondayım ama bu kez yeniden başlayacak gücüm yok... Ben senden vazgeçmek istiyorum!
Herkes gibi biri olmanı yada hiç kimse olmanı istiyorum...Sesini duymak için telefonlara sarılmaktan vazgeçmek, ismini duyduğumda içimin titreyip,gözlerimin dolmasından kurtulmak istiyorum...Senin benim için herhangi biri olman ne kadar zor bir bilsen...Zaten kolay olan ne vardı ki benim için;Sanki seni öldürmemle sevmem ararsında hiçbir fark yoktu....Ve ben hep sevgim yüzünden cezalıydım...Hiç sonu olmayan bir yolda seninle yürümek,yeni çıkan filmleri birlikte izlemek, saatlerce sana sarılı kalmak,sadece ama sadece bir kez olsun sana sarılıp uyumak, bir sabah gözlerimi açtığımda yanımda seni bulmak isterken, sen sevgimle utanmamı sağladığın için galiba gerçekten "bir taneydin"!
İşte bu yüzden imkansızlığına hep inandım!
Ben yalnız kalıp seni düşünmeyi deli gibi sever olduğumda, sen benim her şeyim olduğunda ben senin için hiç yoktum...Bu yüzden yalnızlıklarım, ağlamalarım, özlemlerim canını hiç acıtmadı.Benim tarafımdan sevilmek belki de hayatında önemseyeceğin en son şeydi...
Keşke kendi dünyamda bir zamanlar seni sevdimden hiç bahsetmeseydim Ben Seni Seviyorum dediğimde Seni Seviyordum! Ben Seni Özlüyorum dediğimde Seni Özlüyordum. Ben Senin İçin Ölürüm Dediğimde ben senin özleminden zaten ölüyordum...
Ve Ben Şimdi Senin Hayatından Gidiyorum!
Ne zaman Aralık'ta bir yağmur yağsa, ben geceler'de ıslanıyor olacağım,Ne zaman bir parfümeriye girsem hala kokunu arıyor olacağım...
Ben Kaybettim... Sen Kazandın! Artık sesimi duymayacaksın...
Sana sımsıkı sarılmak istiyordum, kokunu içime yıllarca bana yetecek kadar çekerek, sana sımsıkı sarılmak istiyordum.... Gelmedin!
Gelsen yapabilir miydim bilmiyorum...Ama ben artık gidiyorum..
Eğer hayatından çekildiğimi hissedersen, bana sana geri dönmemem ve seni yeniden deliler gibi sevmemem için şans dile...
Ve Lütfen, Aralık'ta yağmur yağdığında sakın İstiklale gelme.
Sana sımsıkı sarılmak istiyordum....
Gelsen yapabilir miydim bilmiyorum...
  
| 05/01/2006
Free Website Counter




Gözlerimin değdiği her yerdesin. Kapadığımda rüyalarımın her anında, Açtığım zaman hemen karşımda, Duvarlarımdasın.. Her gece yatağa yatıpta, Bakışlarım tavana çakıldığında. Ne olur ya gel de bana Ya da al bakışlarını benden..
Çorbamı karıştırırken, Kaşığıma takılıyorsun, Çayımı yudumlarken, Dudaklarıma. Yansımam oluyorsun, Aynaya her bakışımda. Ne olur ya gel de bana Ya da al bakışlarını benden..
Her simada, sen bakıyorsun bana Caddede, otobüste, sokaklarda Her döndüğüm köşeden, İlk bakışların çıkıyor karşıma Minik bir kedi görsem, Eğilsem, sevsem, Onun gözlerinden bakıyorsun. Ne olur ya gel de bana Ya da al bakışlarını benden..
Ne zaman sahile inmeye görsem , Bakışların dalga olup vuruyor kıyıya. Bilemiyorum ki güneş, Bakışlarındaki pırıltıya benzettiğim için mi Bu kadar parlak.. Ama yoruldum anlıyor musun? Ne olur ya gel de bana Ya da al bakışlarını benden..

..............................................................................................................................................................................................................................................................................
|
|
Ben giderken, Dimdik ol diyorsun. Eğme başını ! Söylesene, Nasıl şahitlik eder bu gözler, Ellerimin arasından kayıp ta gitmene?
Yaralı bir serçe bulmuştuk bir gün, Hatırlıyor musun? Avuçlarında, nasılda titriyordu korkudan, Acımasına rağmen, Nasılda çırpıyordu kanatlarını. Bak şimdi ben çırpınıyorum avuçlarında, Yüreğim acıyla çırpıyor kanatlarını.. Ve haykırıyor avaz avaz .. GİTME!..
Evet korkuyorum, Hem de çok korkuyorum sensizlikten Gidişini düşündükçe, Üşüyorumda çok. Ürperiyorum. Yollarına kapanasım geliyor. GİTME!..
Bir gece çok ateşlenmiştim, Ve sen sabaha kadar , Bir an dahi ayrılmamıştın başucumdan Sen hep yanımda kal diye, Ateşim hiç düşsün istememiştim. Tenimden süzülen her boncuk ter, Ruhumun feryadıydı aslında, GİTME!...
Şimdi görüyorum ki boşuna feryatlarım Gideceksin biliyorum.. Namlusundan fırlamış bir kurşun gibi Uzaklara düşecek kovanım. Öksüz kalacak sensiz yarınlarım. Yetim kalacak rüyalarım...
Başını dik tut deme bana. Gidişine şahit olmayacağım. Gitme diye yakarışlarıma bakıp Sanmayasın ki zavallıyım. Çünkü bir kez gidersen Ve bir gün dönmek istersen geriye Bıraktığın yerde olmayacağım!...
................................................................................................................................................................................................................................................................................
| 25/12/2005
Sen hiç dertleştinmi yalnızlıkla? Peki ya senin hiç sensizliğin oldumu? Ya hiç güneşi beklerken,tutulduğuna şahit oldunmu? Yarını beklerken,farkında olmadan saatin yarını gösterdiği oldumu? Herşeyini feda ettiğin vurdumu seni usuldan hiç? Birden etrafı izlerken gülen insanları fark ettiğinde, Ne zamandır suratının asık olduğundan habersiz oldunmu? Göz yaşlarını farkettirmemek için yağmuru bekleyip ağladınmı hiç?
Seni beklemiyorum artık..Gülüşün var sadece aklımda ve gözlerin.. Sevgimi güneşe sardım sıcak kalması için.. Umudumu yağmura yatırdım,her damlada biraz daha büyümesi için.. Kötü ne varsa,üzerine bir avuç toprak attım yok olması için.. Seni sana bıraktım!!
Herşeyden herkesten habersiz.. Elvedasız yok oluşum senden .. Şimdi gülüceklerin başkasının olsun.. Gözlerinde... Teninde.. Kokunda..
Şimdi Dışından yalan da olsa gül.. İçin kan ağlamayı tat.. Şimdi Başkasına bana baktığın gibi Bak.. Utan.. Tenine başkası değsin.. Kokunu saklamaya çalış..ve yalancı bi tebessüm savur...
Durma Hadi Gül... Gözlerin Kan çanağı oluncaya kadar Gül!! Haykırırcasına Sus!!

|



Yazma diyorsun bana... yazma.. çünkü yazdığın her satırda, kalbimi bir kez daha yerinden söküp götürüyor hasretle közlenmiş kelimelerin.. yüreğimi parçalıyor, dağlıyor özlemin.. aklımdan ve gözlerimin önünden bir an dahi çıkmayan ve beynimi çıldırasıya meşgul eden hayalin dahada çakılıyor gözbebeklerimin tam ortasına..

Oysa ben aldığım her nefeste , yüreğimin en derinlerine saplanan yokluğunun hançeriyle kanayan yaralarımı bastırmaya çalışıyorum kelimelerimle.. belki ben yazdıkça ve sen bildikçe içimdeki bu derin özlemi ve sevgiyi , çaresizliğin sırtını çürüten ağırlığı altında ezildiğin için yazma diyorsun bana.. ayakların bana gelmek isterken prangalarla bağlı bir mahkum gibi, mecburi bir istikameti takip ediyor olmanın kahreden hissi dökülüyor dillerinden..

YAZMA ! KELİMELERİNLE VURMA BENİ ! Peki yazmazsam nasıl anlatabilirim sana, içimde kutsal bir kitap gibi taşıdığım, tövbe adeta bir din gibi inandığım, sevdiğim seni? Yazmazsam nasıl anlatabilirim, bir karabasan gibi üzerime çökmüş sensiz geceleri? Sen olmadan hayatımın makineye bağlanmış, ötenazi bekleyen bir et yığınında yer işgal ettiğini? Söylesene yazmazsam nasıl anlatabilirim varlığınla içimde yeşerttiğin çiçek bahçelerini? Dünyalar yansa bana bişey olmayacağına inanmama sebep olan güveni? Sevdanla yoluma serdiğin, gökkuşağında yer almayan hayatın tüm renklerini ... Hem bilir misin ki acıyı bile elinden tatlı niyetine yediğimi? koynuna kıvrılıpta birlikte izlediğimiz bir filmden duyduğum hazzı, neşeyi? Yazma diyorsun bana, söyle, yazmazsam nasıl anlatacağım yüreğime sığdıramadığım bu coşkuyu, sevgiyi ? Adını bir dua gibi her an zikredişimi..

Yazma diyorsun bana... yazma.. çünkü yazdığın her satırda kalbimi bir kez daha yerinden söküp götürüyor hasretle közlenmiş kelimelerin.. Ya benim kalbim? Sen kalbimi , beni ilk sevdiğini söylediğinde söktün.. O gün bugün sende atıyor kalbim!..
| 24/12/2005
|
Sen giderken kalbim ve dudaklarım ayrı ayrı haykırır ardından keşke duyabilseydin bir kerecik kalbimin sesini....
Git.. yüzüme öyle bakma git. hiç durma, bir gidenin bir daha asla giremeyeceği kapı orada git.Hiçbirşey açıklamak zorunda değilsin. Giderken söyleyecek şey bulamaz insanlar.Sen bahanelerin ardına sığınanlardan olma git.
((Oysa daha doyamadım sana..Kokunu yeterince çekmedim içime...Yapacağımız ne çok şey vardı.. Neler planlamıştık?.. Şimdi ne yapacağım ben?Nasıl duracağım ayakta?"kal"dersem kalırmısın yar? nasıl istiyorum yalan bile olsa "Bu gidiş sadece zorunluluktan, bekle beni döneceğim" demeni...))
Her aşk biter, sen de git.Hem zaten biteceği daha baştan belli bir aşktı bizimkisi.Sen gitmesen belliki birgün ben gidecektim. Herkes kendi tercihini yaşar ve sen tercihini yaptın. Rahat ol git.Aklın kalmasın burada. Dramatik vedaların kahramanları olmayalım, git.
((Benim aklım sende kalacak. Sadece aklım değil yüreğimde... Bitmezdi bizim aşkımız. Asla terk etmezdim seni. Benliğimi, varlığımı, hayatımı adamıştım ben bu aşka. Beni tercih etmeni isterdim, benimle yaşamanı isterdim.Şimdi kimi ya da neyi seçtiğinin ne önemi var artık? Ağlayacağım ardından kahretsin ağlayacağım.....))
İstersen dost olabiliriz, haberleşiriz birbirimizle.Mutlu olmanı isterim. Sen mutluluğu hak eden bir insansın. Elbette ben de mutlu olacağım merak etme, git. Hayatımıza başkaları girecek ve biz belkide birlikte yaşadıklarımızı bir süre sonra hatırlamayacağız bile, git. Hangi yara kabuk bağlamamışki bugüne kadar? Hangi ateş sönmemişki? Yapman gerekeni yap, git
((Sensiz olabilirmiyim ben yar? Unutabilirmisin bu kadar kolay? yaşadığımız onca şeyi silebilirmiyim? Mümkün değil, seni içimden çıkartıp atmam mümkün değil. Biliyorum, hiçbir ilaç iyileştirmeyecek senin açtığın yarayı. Senin yaktığın sevda ateşi hiçbir zaman sönmeyecek. Senin mutlu olmanı istediğimde yalan. Mutlu olma yar, benim gibi sen de mutlu olma.Belki o zaman yeniden dönersin bana...))
Haydi zaman geçiyor artık, git. Hem neden suratın asık? Sevinmelisin gittiğine. Aslında sana teşekkür etmeliyim. Beni bu aşkın yükünü taşımaktan kurtardığın için. Rahatladım biliyormusun? bende kalan birkaç parça eşyanı da gönderirim ardından. Fırsat buldukça ararım seni, haydi git.
((Gitme benim güzel sevdalım, gitme. Beni bu aptal dünyada bir başıma bırakıp gitme..Gidip de yüreğimi öldürme.. İçim acıyor, kalbim sıkışıyor. Ben asıl sensizliğin yükünü taşıyamam gitme Ne Olur Gitme...... ))

ama gittin !!!
Seni dilediğim gibi düşünebilirim artık Tutar ellerini öpebilirim uzun uzun Kimseler ayıplamaz beni Yokluğunda seni nasıl sevdigimi anlayamazlar İşte gözlerin,işte dudakların Ve hayret ellerimle seni Hergün biraz daha güzelleştiriyorum
Bütün resimler sana benziyor hayret! Bütün aynalarda sen varsın Nereye gitsem peşimden geliyorsun Şimdi sigarasın dudaklarımda Biraz sonra beyaz bir kağıt Ve akşam içtiğim bir kadeh içki olacaksın
Kimse yokluğunda bunca sevilmedi Kimse yokluğunda ilahlaşmadı bu kadar saçların böyle daha güzel sen daha güzelsin gelecek mutlu günlerin ışığında Herşey daha güzel Ne varki ayrılıgın adı kötüye çıkmış Yoksa bin yıl daha ayrılıklar içinde sevmek...
Ama biliyorsun nihayet bende insanım Umutsuzluğa düştüğüm anlar oluyor Hiç gelmeyeceksin sanıyorum O zaman kurşun gibi bir korku saplanıyor kalbime katran gibi bir yalnızlıktır sarıyor içimi Yalnızlıgımdan utanıyorum
Beni sevmesen ölürdüm Beni sevmesen bir çakıl taşıydım şimdi Beni sevmesen bir duvar gibi sağırdım Kördüm bir ot kadar Ölümden acıydım ölümden beterdim BENİ SEVMESEN Dünyayı bütün insanlara zindan ederdim
Beni bunca saracak ne vardı Kanıma girecek.gözbebeklerime oturacak Bir şarkı gibi kulaklarımdan eksilmeyecek Ne vardı hiç karşıma çıkmasaydın Bu kör olası gözler görmeseydi seni Ne vardı güzelliğini hiç bilmeseydim Bir dua gibi bellemeseydim adını Ne vardı bütün gece gözlerim tavana dikerek seni düşünmeseydim
Belki karşımda değilsin yanılıyorum Bu gözler senin gözlerin değil aldatıyorlar beni Karanlığın gözleri olmalı bunlar,bana böylesine keder veren Gülmeyi,yaşamayı haram eden bir karanlığın gözleri olmalı Öyleyse sen hiçbir yerde yoksun sana hiç bir zaman yaklaşamayacağım Yalan bu geçici sevinç,bu ışık Bu karanlıgın ortasında yanan alev gözler Bu bir kadeh içki gibi aydınlık
Ne dedimse inanma,seni değil kendimi aldatıyorum Sen istedigin kadar varlığın ta kendisi ol Ölümsüzlüğün ta kendisi.. Ben günden güne yok olmaktayım Bütün ışıkları kaldırıp attım bir yana Anlamıyormusun Gökyüzü güneş olsa SENSİZ KARANLIKTAYIM......

| 22/12/2005
|


Aşk beklerken, Dalları yeşermişken, Çiçekleri tomurcuk vermişken, İçi içine sığmazken gel.
Vaktinde gel ki, Yaprakları sararmasın Gel ki, Çiçek açmadan kurumasın.
Aşk,küsmeden gel. Sabırsızdır..bekletme Gel ki, Bıkmasın,gitmesin senden.
Küserse bağışlamaz Bencildir; Alevler için de kalsan da, Dönüp bakmaz.
Aşk; yeni bir aşka gitmeden gel...
..................................................................................................................................................................................................
Saniye Erol

| 21/12/2005
NASIL BİR MASAL . . .
Ağlamak yok dedim artık sevdiğini bırak gitsin eğer seviyorsa mutlaka geri dönecektir, dönmediyse zaten hiç senin olmamıştır. Gidişinle yüreğime bir çizik attın bu yüzden tek ilacım sensin.
Ayrılığa çok uzak duran gönlüm, yüreğimin tek basımlık gazetesine benden habersiz ilanlar verdi. Sevdamı, kaybettim hükümsüzdür. Ne bir cevap geldi ne de bir telefon. Masamdaki son gülde soldu solacak. Senden gelen nefesi bekliyor... Sen dönülmez bir yolmuşsun kestiremedim bunu önceden ama aradığım adreste senmişsin meğer. Kendimi sana giden yolun başlangıcında sanırken aslında sana o kadar yol almışım ki farkında olmadan bu yüzden sensiz yapamayışım.
Menzilim sendin tek bildiğim buydu Geri dön dersen dönemem bir tanem çünkü ben senden habersiz seni alıp gitmişim, sana ulaştıktan sonra ben menzili bile geçmişim sen bu yüzden benden bir adım gerisin sevgi yarışında ben seni çoktan geçtim Ardımda sevdalarım, önümde ıslak toprak kokusu kalmıştı.
Vazgeçemeyişim ile sabahladım, avuçlarımdaki kalp kırıntılarıyla. Bir sana kadeh kaldırdım bir de soğuk kaldırımlara. Gökteki yıldızları meze yaptım. Ve senden habersiz hepsini kalbime sapladım.
Bulutlara elimi uzattım yüreğimde şimşekler çaktı. Heyecanlarım coştu , koştu, yoruldu ve sensizlikle duruldu...
Nerden sevdim dedim. Cevabını bulamadım. Neden sen dedim. Bu sorunun da cevabını bulamadım.
Söküğünü dikemeyen terzi gibiydim. Sökülmüştü yüreğim bir baştan bir başa. Titrek ellerim ne iğneyi tutar ne de ipliği.
Şimdilerde bir hoşum, bir elimde hüznün kadehi diğerinde çocuksu sevdam. içimde ki çocuk Minik parmaklarıyla elindeki süt beyaz tebeşirle yazılar yazmakta karanlık odamın soğuk duvarlarına.
Küçük harflerle başlayan büyük harflerle son bulan. Eğricik, kargacık, burgacık. özLeDİM...
Yoksa gençliğin en çağlayan zamanında uçarı bir sevda mıydın umarsız bir sevgi miydin....
sana dokunamamak, seni doyasıya seyredememek, yanına sığınamamak ne bir çocuksu sevda kaldırabilir bu yükü nede uçarı bir aşk dayanır en genç vücuduna rağmen çöker omuzları, aslında hep varken bile, yanımda olmayışına, benim için hep hayallerde kalacağına dayanılırmı sence
Bir masaldı yaşadıklarım. Bir varmışla başlayan bir yokmuşla son bulmayan.
Nasıl bir özlemekti bu sevgiyi boşlukta, sevdayı bilinmezlikte arayan. Nasıl bir masaldı...yanlızca ikimize gerçek….

| |
| |
Gitgide alışıyorum sana... Hiçbir alışkanlık bu kadar güzel olamaz... Ellerin ellerimden uzaksa nasıl güçsüzüm bilemezsin...Yanımda olduğun zamanlar; sigara dumanı gibi ciğerlerime doluyor, alkol gibi damarlarıma yayılıyorsun... Durmadan başım dönüyor verdiğin hazdan... Alışkanlıklar daima korkutur beni... Düşünki ben yaşamaya bile alışkın değilim... Kendimi kendime alıştıramadım yıllardır... Fakat şimdi sana alışıyorum... Alıştıkça özlemim artıyor, daha yoğunlaşıyor. Yalnız içimde garip bir korku var. Sana tüm alışmaktan değil seni kendimealıştırmaktan korkuyorum... Bir gün sana şimdi verdiklerimden daha güzelini daha değerlisini verememekten korkuyorum... Bir gün ansızın ölmekten ve seni bana olan alışkanlığınla yapayalnız bırakmaktan korkuyorum... Oysa ki her zaman ve günün her saatinde yanında olmalıyım senin... Bana alışmış olmaktan pişmanlık duyacağın bir dakikan bile olmamalı... Bütün zamanlarını zamanlarımla karıştırıp emsalsiz bir zaman bileşiminde yaşatmalıyım seni... Uykularda bile aynı rüyayı görmeliyiz. Her şeyin ve her zevkin yarısı senin olmalı, yarısı benim... "Bana alış" demeyeceğim... Nasıl olsa alışacaksın bir gün... Şimdi çirkinliğimde güzellikler bulan gözlerin, o zaman en güzeli görecek bende! Alışkanlığınla, sevginle yepyenibir "ben" yaratacaksın benden! İlk defa sevilmenin ürpertileri içindeyim inan. Sevgimle mukayese edebileceğim tek şeyi beni sevmende buldum... Ömrümde kimse bana sevmenin gerekliliğini öğretmedi. Kimseden sevgisini istemedim, verdiler almadım. Bencildim bir zamanlar, sevmek benim hakkım diyordum. Oysaki şimdi bir zamanlar hiç sevmemiş olduğumu kendi kendime biraz da utanarak itiraf ediyorum. Asıl büyük sevgiyi seni sevmekte buldum ve sevgim senin sevginle değerleniyor, ayrı bir anlam kazanıyor... Sevgin olmasaydı değersiz bir cam parçasıydım.Sevginle bir aynayım şimdi. Bana bakanlar baştan başa seni görecekler içimde... Bir zincirin iki halkasıyız seninle anlıyor musun? Aynı kadehte karışmış iki içkiyiz. İki kelimeyiz seninle birbirini tamamlayan. Her yerde iki olduğumuz için bir bütün haline geliyoruz durmadan... Alışkanlığım devamlı sana çekiyor beni... Durup durup dudaklarını öpmek geliyor içimden... Saçlarını okşamak geliyor, ellerini tutmak geliyor... Kokunun tenime sindiğini hissediyorum geceleri... Teninin dudaklarımda eridiğini hissediyorum... Boynunun en güzel yerini benden başkası bilemez artık... Seni kimse benim kadar benimle bir bütün olduğuna inandıramaz...Gitgide bu alışkanlığın içinde kaybolduğumu hissediyorum... Beni yaşadığım zamanın dışına çıkarıyorsun. Bir gün tarih öncesinde yaşıyoruz , bir gün bulutların üstünde... Uzun süren bir baygınlık sonrasının o anlatılmaz baş dönmesi içindeyim... Bütün merdivenler birbirine eklendiği zaman seninle vardığım yüksekliğe erişemez... Açılmış bütün kuyuların derinliği içimde seni bulduğum yer kadar derin değil... Alışkanlık kozasını ören bir ipekböceği gibi gitgide tamamlıyor bizi. Emsalsiz bir oluşun içinde yuvarlanıyoruz. Korkunç bir yangın başladı yüreklerimizde. Özlem, kıskançlık, arzu ne varsa içimizde hepsi birdenbire tutuştu. Alev almayan bir yerimiz kalmadı. Alevlerimiz muhteşem bir kızıllığın içinde yıldızlara kadar uzanıyor. Hiç bir su, bu ateşi söndüremez artık. Nehirle, denizler boşalsa üstümüze hiç sönmeyeceğimizi biliyorum. Bu yangın biz birer kor haline gelinceye kadar sürecek. Önce bakışlarımız alıştı birbirine, sonra parmak uçlarımız... Bu oluş tamamlandığı anda yeryüzünde bizden güçlüsü olmayacak! En mutlu olduğumuz yerde en güçlü de olacağız seninle... Bu bir sonun değil bir varoluşun başlangıcıdır.Geçmişteki tüm alışkanlıkların bana alışmanı önleyemez artık... Ümit Yaşar OĞUZCAN |
|
| . |

Susma, söyle hadi Gideceksin değil mi? Ne hesap sorarım sana Ne ‘Düşün’ derim halimi Al hazırladığın valize Koy, tükenmez sevgimi……. …….. Yüreğimi koy, gözyaşımı koy Uykusuz geçecek gecelerimi Sensiz çekeceğim çilelerimi koy.. Ayrılık valizin ağır da olsa Al, masamdaki resmini de koy Hatta güneşi koy valizine, Artık doğmasın üzerime. Yıldızları da doldur içine, Aramasın gözlerim seni Gökyüzünde............ ……… Senden sonra kopacak fırtınaları, Yaşanmış acı tatlı hatıraları, Dünü, bugünü ve yarınları, Koy ayrılık valizine Koy da git hadi........... …….. Sanma ardından ağlayacağım, Sanma yanıp da kahrolacağım, Tüm duygularımı valizine koydum Onları seninle yollayacağım Ve yaşarsam, şayet yaşarsam, Bir daha aşık olmayacağım...........

20/12/2005
Sevmek...Tanrının bize bağışladığı en yüce duygulardan bir tanesi...
Yaşamımıza renk katan yegane şey. Sevmek ve sevildiğini hissetmek,
hissettirmek. Sevmek... her şeyi, dünyayı, yaşamayı, insanları, kuşları, çiçekleri,
denizi, suyu, herşeyi, kendimizi bir de. Biz ulus olarak sevgi dolu insanlarız aslında,
yüreğimiz hep bu ışıltılarla dolu.
Ama sevgimizi dile getiremiyoruz yeterince. Hep içimizde, yüreğimizde saklı tutuyoruz,
nedense kullanmayıp saklıyoruz.
Halbuki ne güzel iki kelimedir “ seni seviyorum ” diyebilmek.
Bu gizemli kelimeyi kullanmaktan korkmasak, içimizden geldiği gibi ve
hissettiğimiz anda söyleyebilsek keşke sevdiklerimize.
Dünün , sabahın ilk ışıklarında yeni açmış bir çiçeğin yaprağındaki çiğ tanesi ile
size gülümsemesini bir kez. içimizi mutlulukla dolduran bu sıcak tablo karısında
“ seni seviyorum güzel çiçek” demek, ne hoş bir karşılamadır onu.
( aptalca mı geliyor size, gelmesin lütfen) Yada aynada yüzünüze bakarken içten
gelen bir gülümseme ile kendi kendimize “ seni seviyorum ” desek, diyebilsek keşke.
“ seni seviyorum ” öyle sihirli ve güçlü iki sözcüktür ki aslında;
söylendiği anda karşımızda akan suları bile durdurur anında.
Eşimize, kızımıza, sevgilimize, emektar köpeğimize, yetiştirdiğimiz çiçeklere,
büyüklerimize , tüm sevdiklerimize söyleyelim her an içimizden geldiğinde; duraksamadan,
” acaba tepkileri ne olur, yada çok söylemeyeyim etkisi azalır ” diye düşünmeden.
Olabilir mi hiç böyle bir şey, etkisi azalabilir mi hiç. Bu iki sözcük ne kadar sık kullanılırsa
insanın içini o kadar okşar, o kadar sevgi ile doldurur, ilişkileri düzene sokar,
uzaklar hemen yakınlaştırır, mesafeleri yok eder.
Ne güzel bir şeydir bunu sıkça kullanabilmek,
alışkanlık haline getirip söyleyebilmek.
Hayatın ne kadar acımasız, ne kadar kısa olduğunu, belki yarın
sevdiğimiz ve değer verdiğimiz kişileri bir daha bulamayacaımızı düşünecek olursanız;
bence şu anda, şu saniyeden itibaren, daha fazla geç kalmadan söyleyelim,
haykıralım sevgimizi; “ seni seviyorum ” diyelim.
Eşimizi yada sevdiklerimizi yolculuğa uğurlarken hazırladımız bavulun içine,
giyisilerin arasına “ seni seviyorum ” yazan minicik notlar iliştirelim.
Bizden önce eve geleceğini bildiğimiz anlarda yine onlar için evin çeşitli yerlerine
“ seni seviyorum ” mesajları bırakalım. İnanın o mesajları gördüklerinde yaşayacakları
mutluluğu kelimelerle anlatmak mümkün olmaz. Bu öylesine güzel bir sıcaklık,
öylesine güzel bir yakınlaşmadır, sözcüklere sığdıramazsınız gücünü.
İçimizde tutup, saklayıp, ayda yılda bir kez söylediğimizde; hayatımızdaki
“keşkelerin” sayısı hızla artacaktır inanın buna.
Oysaki “keşkelerin “geri dönüşleri yoktur; giden yıllarla birlikte onlarda gider,
yakalayamazsınız.
O halde gelin kullanmaktan çekinmeyelim,
“ seni seviyorum ” demeyi de sevelim, tüketelim bolca.
Bilin ki siz kullandıkça tükenmeyecek,
size geri dönşleri katlanarak artacaktır.
|

Asil eksiklik, eksik oldugumuzu dusunmekti. Asil eksiklik, careyi baskasinda aramakti. Hayatin matematigi farkli; iki yarimi toplayinca bir etmiyor. insan tek basina mutsuzsa baska biriyle de mutlu olamiyor. once yalnizdik. 9 ay boyunca karanlik bir yerde disari cikmayi bekledik ve dunyaya aglayarak geldik. Pisman gibiydik. Ya da mecburen gelmis gibi. Biraz buyudukten sonra, kendimizi bildigimiz anda, icimizi kemiren, kalbimizi kurcalayan o tuhaf duyguyu hissettik: Bir yerde bir eksik var. Korktuk. "Bunun sebebi ne?" diye sorduk kendimize. Cevabi yapistirdik: Demek ki sahip olmadigimiz bir seyler var. O yuzden eksiklik hissediyoruz." Peki, neye sahip olmamiz gerekiyor? cocukken,"yasimiz kucuk" diye dusunduk. Her istedigimizi yapamiyoruz. Kurallar, yasaklar var. Buyuyunce her sey yoluna girecek. Buyudukce Bir sey degismedi. Yine huzursuzduk. icimizden bir ses ayni sozcukleri fisildiyordu: "Bir eksik var." Kafamiz karisti. Nasil kurtulacagiz bu igrenc duygudan? Nasil gececek bu? Aklimiza yeni cevaplar geldi: Okulu bitirince gececek.
Ise girince gececek. Para kazaninca gececek. Tatile gidince gececek. Okulu bitirdik. Diploma aldik. ise girdik. Kartvizit aldik. Calistik. Para kazandik. Tasindik. Araba aldik. Calistik. Eve yeni esyalar aldik. Tatile gittik. Dans ettik. Terfi ettik. Kartviziti degistirdik. Daha cok calistik. Daha cok para kazandik.Calistik.Calistik . Gecmedi. "Bir yerde bir eksik var" hissi, hala orada duruyordu. Bu sefer de "Sevgilimiz olunca gececek" dedik. "Yalnizligimiz sona erince bu illetten kurtulacagiz." Beklemeye basladik. Derken, biri cikti karsimiza. asik olduk. Ve aninda baska biri olduk. Daha guclu, daha guzel, daha akilli biri. Hesap cuzdanlari, kartvizitler,hatta ilaclar bile boyle hissetmemizi saglamamisti. Sevgilimizin gozlerinde, daha once bize verilmemis kadar buyuk sevgi ve hayranlik gorduk. Sevgilimizin gozlerinde Tanri' yi gorduk. Isigi gorduk. "Tunelin ucundaki isik bu olmali" diye dusunduk "kurtulduk." Sonra bir gun, daha dun bize deli gibi asik olan insan cekip gidiverdi.
Ya da artik eskisi gibi sevmedigini soyledi. Ya da baska birine asik oldugunu soyledi. Ya da daha kotusu, baska birine asik oldu ama soylemedi. Telefonu acmamasindan, elimizi tutmamasindan, sevismemesine bahane bulmak zorunda kalmamak icin biz uyuduktan sonra yataga gelmesinden anladik, bir terslik oldugunu..... Belki de sevmekten vazgecen veya terk eden sevgilimiz degildi, bizdik. Fark etmez. Sonucta ask bitti. Simdi her yer bombos. Simdi tekrar yalniziz.
 Basladigimiz yere donduk. Yillarca ugrastik, eksigin ne oldugunu bulamadik. Halbuki her seyi denedik, her yere baktik. oyle mi? Bakmadigimiz bir yer kaldi. Icimize bakmadik. Eksik parcayi disarda aradik ama icimizde sakli olabilecegini akil etmedik. Birilerini sevdik, birileri bizi sevsin diye ugrastik ama kendimizi sevmedik. Sasiracak bir sey yok, tabi ki sevmedik. Kendimizi sevsek bu kadar kosturur muyduk? Canimiz yanmasin diye duvarlarin ardina saklanir miydik? Kendimizi bos sanip doldurmaya ugrasir miydik? Terk edilmekten korkar miydik? Asil eksiklik, eksik oldugumuzu dusunmekti. Asil eksiklik, careyi baskasinda aramakti. Hayatin matematigi farkli; iki yarimi toplayinca bir etmiyor. Insan tek basina mutsuzsa baska biriyle de mutlu olamiyor. Herkes beni sevsin" diye ugrasinca kimse gercekten sevmiyor, herkes sevgisine sart koyuyor, sinir koyuyor. Oysa "kendime duydugum sevgi bana yeter" diye dusununce, kendimizi oldugumuz gibi kabullenince yarim tamamlaniyor. Her sey bir oluyor. iste o zaman perde aralaniyor. Aci diniyor. iste o zaman baska 'bir' iyle bir araya gelerek, hesabin kitabin, korkunun kayginin hukum surdugu sahte bir sevgi yerine, gercek bir sevgi yaratilabiliyor. Sonsuz Sevgilerimle.....
CAN DUNDAR
.............................................................................................................................................................................................................................................................
|
|
. |
|
Yokluğun yanımda İlacı yok ki yokluğunun hükmü olsun Gözlerimin ağrısı bir kadının çığlığı ..ve gecemi kimse anlamıyor artık Diğerlerine benzemiyor yokluğun Diğerlerine benzemiyor ayrılığın... Niye benzesin ki? Hepsinden çok sevilmedin mi? uykumu uyuttum uykusuz yatıyorum ama sen herşeyden habersiz ne güzel uyuyorsundur kimbilir ne kadar güzeldir saçlarının yastığı öpüşü tabi, ne yastığın haberi var ne saçlarının ben uyumuyorum.. yastığımda yok saçlarında.. Uykusuzluğumun sebebi gözlerin Bir de gülüşündeki tek gamze Gözlerimi kapatınca karanlık Açtığımda yüzüm yaralı Geçmezmiş bazı yaralar, derinmiş kederleri severken ölenlerin Ölmeden unutmam lazım o zaman seni dedim Unutmak ölmek Kimseye söyleyemedim Duramıyorum, ağlamaktan utanıyorum, utandıkça ağlıyorum! Belki bir tek gözyaşının çözebileceği bir dert değildir bu Ağlamamak lazım öyleyse Sevindirmemek lazım kederleri ya da böyle avutmamak lazım geceleri Yalnızlığımı, yapayalnızlığımı, yalpalayan yalnızlığımı.. Yanlızlığımı çekmek ağır geliyor omuzlarıma ..ve arka arkaya birbiriyle tanışan sigaralar Her nefes gece...her gece içimde... Gündüz ellerimde Ağla yüreğim ağla Ne kadar dert varsa birbirine bağla...
Ceyhun Yılmaz
|
|
|
Acı nedir bilir misin
Yanındayken dokunamamak mı..
Yoksa gözlerinin içine bakıpta
Seni seviyorum diyememek mi..
Hasret nedir bilirmisin
Hissettigin duygular icinde kaybolmak
Sevgi selinde yok yere boğulmak
Belki güzel belki yasak aşk
Onu andığın zaman yüreğin sızlar
Gözlerin bir an dolarsa
Ya yaşadıgın hayata üzülürsün
Yada onu çok sevdiğine
Sevmek guzelmiş derler
Adresi nedense hep..
Hüzün sokağına çıkıyor..
Ya hüzne çıkmayan yollar
Nereye çıkar ?
Ben ağlarken o gülse bile
O ağlarken ben yine ağlıyorum
Bazen bir öfke söyletir insana
Bu dünyada ya sen olmasaydın
Yada ben diye...
Aşk bumudur
Yaşatır mazideki kırık hayalleri..
Virane bozgun gönüllere
Sanki yaralı bir ceylana...
Dedim ya aşk hep acımdır
Sevmeyi tanımayıp
Sade ve yalın yaşamak
Yaşamakmıdır hayatı öyle yasamak..
Yada yasak gönüllerde aşk..
Dili gönlü tutuk olmak
Bilinmezki sen onu bir limanda
Beklerken sessiz çaresiz
O başka bir limanda dolaşır
Bir gün o seni bulmak isterken
Ne limanı bulabilir nede seni
Kendi yureğine sözu geçmezken
Gönlünün klavuzunu kaybetmiş habersiz
Şansın varsa
bir bakmışsın yolun..
Hüzne çıkmayan yollara çıkmış...

Bana aşktan hiç söz etme Sen sevmeyi ne bilirsin Bir aşk için ölesiye Beklemeyi ne bilirsin
Düşündükçe içim yanar Ders vermemiş sana yıllar Taştan farksız kalbin mi var Özlemeyi ne bilirsin
Ne gezer ki sende vefa Aşk nerede sen nerede Merhametsiz gecelerde Yalnızlığı ne bilirsin
Sana kandım bunca zaman Senden eyvah senden aman Alev alev duman duman Tutuşmayı ne bilirsin
Aldanmaktan yoruldun mu Acılarla yoğruldun mu Hiç sırtından vuruldun mu İsyanları ne bilirsin
Ne bilirsin yağmur olup Çağlamayı ne bilirsin Kahkahalar savururken Ağlamayı ne bilirsin
ne bilirsin sen......
HOTMAİLİ TÜRKÇE OLMAYANLAR
Kullanıcı adı ve şifreniz ile hotmail hesabınıza giriniz..
Daha sonra adres satırına,
http://by17fd.bay17.hotmail.msn.com/cgi-bin/Accountclose linkini kopyala adres satırına yapıştırıp git de... Çıkan ekranda Close My Account butonuna tıklayınız. Hesabınızın kapatıldığına dair bir ekran gelicek. Tekrardan çıkıp- giriş yapınız Activate My Account butonuna tıklayın... Karşınıza kullanım sözleşmesinin olduğu Term of Use sayfası gelecek. Burdaki butonlara tıklamıyoruz. Yani ne kabul nede kabul etmeme butonuna tıklamayın. Son olarak adres satırına
&_lang=tr yazısını ekleyip enterlayın. Az önce karşınıza gelen kullanım sözleşmesi bu sefer türkçe olarak karşısınıza gelecek. Burda kabul ediyorum butonuna tıklayınız.
HOTMAİL ALANINIZI 250 MB YAPIN
Ve sonrada hotmailinizi bildiğim 25mb söylenen önce 25 sonra 250mb yapma işlemine gelelim.... Alanızdan kişisel profil bilgilerine girin... Şimdi Ülke/Bölge alanından "Amerika Birleşik Devletleri", Eyalet alanından "New Jersey"ı seçip, Posta Kodu alanına da "07099" yazalım.
((Not: Eğer eyalet ve posta kodunu olur da kabul etmezse aşağıdakilerini deneyin. Eyalet/Posta Kodu: New York 11100, California 93106, Florida 33332, Missisippi 39157, Tennessee 37010, Kansas 66013, Virginia 24716, Colorado 80303, New Mexico 87001, Georgia 30300, Illinois 60224, Massachusetts 14025, Connecticut 06520, Arizona 85521, Alabama 35197, Texas 72301 )) profil bilgileriniz aşagıdaki gibi olacak kısaca :)
sonra bunları kydet diyelim.. :)
sonra hesabı geçici olarak kapatmak için bağlantı adresini adres satırına,
http://by17fd.bay17.hotmail.msn.com/cgi-bin/Accountclose linkini kopyala adres satırına yapıştırıp git de...
ve hesabımı kapat tusuna tıkla..

sonra www.hotmail.com sayfasından az önce kapatmış olduğunuz hesabınızı açın ve ekrana gelen hesabımı etkinleştiri tıklayın..
ve karşınıza gelecek sözleşmeyi kabul ediyorum dedikten sonra devam edin hepsi bu kadar kolay gelsin

SAYFAMA DAİR GÖRÜŞLERİNİZİ YAZARSANIZ SEVİNİRİM OSKARIDA ALSAM FENA OLMAZ HANİ  19/12/2005
klip burda
![]()
Sen Ve Gİzlİ Bİr UyaniŞ
Sana uyandım yine bugün…. Gözümü açtığımda, hayalin vardı yatağım bir ucunda Öyle masum, öyle içten bir halin vardı ki, Bakmaya bile kıyamadım….. Oysa ne çok Tutmak istedim ellerini, ve ne çok sarılmak istedim o hayaline…. Ama korktum, seni bir kez daha yitireceğim kaybedeceğim diye korktum Tutamadım, yaklaşamadım yanına bile sen yeter ki yanımdan gitme diye Özlemişim seni biliyor musun? görünce anladım ,Yüreğim ısınınca, hayalin karşımda öyle dikili durunca anladım Gece uzaktı oysa… ne kadar bakarsam sana, o kadar kaybolacaktım yanında sesin karışsın istedim her bir kelimeme isyan olsun istedim seninle de, sensizde gecen, her gün her gece kim bilir beklide bu yüzden istedim çok önce ben seni unutmayı belki de bu yüzden git diyemedim sana ben kendim gitmeden önce
sen ki,geceler boyu hasretine sarılıp uyuduğum sen ki,bütün sevgilerin üzerine koyduğum, sevdiğim… kim bilir, kaç aralık sabahını daha yaşatacaksın bana kim bilir, kaç sabahıma daha misafir olacaksın öyle usulca kim bilir, hangi rüya beni sana, seni de bana getirecek.. hiç bilmiyorum….. oysa bakıyorum da, özlemin ağır basmış içime sesim ondan çıkmamış dokunmak isterken bile dokunamamışım ellerim kanamış, ellerim ağlamış ‘kime’ yada ‘neye’ isyan bu bilmiyorum bildiğim tek bir şey var ben her sabah seni aynı yerde görüyorum o yüzden değişmiyorum bile çarşaflarımı kokun gitmesin, izin silinmesin diye oradan zamanla alışıyorum galiba seninle olmaya yokluğunu bile getirmiyorum aklıma hatta yok olabilme ihtimalini bile düşünemiyorum ne garip değil mi? ellerin yok,yüzün yok,tenin yok, bedenin yok…. Ama ben seni bu yoklar içinde bile varmışsın gibi yaşatıyorum Aslında hiç olmadığın kadar oluyorsun o an yanımda Ve ben o sureti bile seviyorum aslında yanımda Hadi şimdi hazırlan gitme vakti Karanlık yüzünü göstermeye başladı bile Giderken bi sarılsam sana diyorum ama olmuyor… Hadi git şimdi durma git… Ama yarın yine gel sabahıma… Ben yine seninle uyanacağım sabaha Ve sen yine benimle olacaksın karanlığa inat dünyamda Hadi git şimdi git…..tek bir kelime söyle ve git Yarın görüşmek üzere……seni seviyorum

ALTTAKİ RESİMLERİ EKLEMEMDE SAĞLADIĞI EMEKLERİNDEN DOLAYI aLCeRaYa TESEKKÜR EDERİM....
AŞKA DÖNÜŞ...






















ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN
Desem ki... İnan bana sevgilim inan, Evimde şenliksin, bahçemde bahar; Ve soframda en eski şarap. Ben sende yaşıyorum, Sen bende hüküm sürmektesin. Bırak ben söyleyeyim güzelliğini, Rüzgârlara, nehirlere, kuşlara......

ALOOO BAK Bİ BURAYA!!  DAKİKAAAA  SANİYEDİR SAYFAMDASIN OYUNU KULLANDIN MI SEN BAKIM hımm.. PEKİ ZİYARETÇİ DEFTERİME BİŞİLER ÇİZİTTİRDİN Mİ FALLA MI LİNKLERİDE BAKIP RESİMLERİ COPY YAPMADAN TAA BURALARA GELDİYSEN AL SANA Bİ HEDİYE TIKLA TIKLA ÇEKİNME

|
|
|
|