12/25/2005
..
Sen hiç dertleştinmi yalnızlıkla?
Peki ya senin hiç sensizliğin oldumu?
Ya hiç güneşi beklerken,tutulduğuna şahit oldunmu?
Yarını beklerken,farkında olmadan saatin yarını gösterdiği oldumu?
Herşeyini feda ettiğin vurdumu seni usuldan hiç?
Birden etrafı izlerken gülen insanları fark ettiğinde,
Ne zamandır suratının asık olduğundan habersiz oldunmu?
Göz yaşlarını farkettirmemek için yağmuru bekleyip ağladınmı hiç?
Seni beklemiyorum artık..Gülüşün var sadece aklımda ve gözlerin..
Sevgimi güneşe sardım sıcak kalması için..
Umudumu yağmura yatırdım,her damlada biraz daha büyümesi için..
Kötü ne varsa,üzerine bir avuç toprak attım yok olması için..
Seni sana bıraktım!!
Herşeyden herkesten habersiz..
Elvedasız yok oluşum senden ..
Şimdi gülüceklerin başkasının olsun..
Gözlerinde...
Teninde..
Kokunda..
Şimdi Dışından yalan da olsa gül..
İçin kan ağlamayı tat..
Şimdi Başkasına bana baktığın gibi Bak..
Utan..
Tenine başkası değsin..
Kokunu saklamaya çalış..ve yalancı bi tebessüm savur...
Durma Hadi Gül...
Gözlerin Kan çanağı oluncaya kadar Gül!!
Haykırırcasına Sus!!

|



Yazma diyorsun bana... yazma.. çünkü yazdığın her satırda, kalbimi bir kez daha yerinden söküp götürüyor hasretle közlenmiş kelimelerin.. yüreğimi parçalıyor, dağlıyor özlemin.. aklımdan ve gözlerimin önünden bir an dahi çıkmayan ve beynimi çıldırasıya meşgul eden hayalin dahada çakılıyor gözbebeklerimin tam ortasına..

Oysa ben aldığım her nefeste , yüreğimin en derinlerine saplanan yokluğunun hançeriyle kanayan yaralarımı bastırmaya çalışıyorum kelimelerimle.. belki ben yazdıkça ve sen bildikçe içimdeki bu derin özlemi ve sevgiyi , çaresizliğin sırtını çürüten ağırlığı altında ezildiğin için yazma diyorsun bana.. ayakların bana gelmek isterken prangalarla bağlı bir mahkum gibi, mecburi bir istikameti takip ediyor olmanın kahreden hissi dökülüyor dillerinden..

YAZMA ! KELİMELERİNLE VURMA BENİ ! Peki yazmazsam nasıl anlatabilirim sana, içimde kutsal bir kitap gibi taşıdığım, tövbe adeta bir din gibi inandığım, sevdiğim seni? Yazmazsam nasıl anlatabilirim, bir karabasan gibi üzerime çökmüş sensiz geceleri? Sen olmadan hayatımın makineye bağlanmış, ötenazi bekleyen bir et yığınında yer işgal ettiğini? Söylesene yazmazsam nasıl anlatabilirim varlığınla içimde yeşerttiğin çiçek bahçelerini? Dünyalar yansa bana bişey olmayacağına inanmama sebep olan güveni? Sevdanla yoluma serdiğin, gökkuşağında yer almayan hayatın tüm renklerini ... Hem bilir misin ki acıyı bile elinden tatlı niyetine yediğimi? koynuna kıvrılıpta birlikte izlediğimiz bir filmden duyduğum hazzı, neşeyi? Yazma diyorsun bana, söyle, yazmazsam nasıl anlatacağım yüreğime sığdıramadığım bu coşkuyu, sevgiyi ? Adını bir dua gibi her an zikredişimi..

Yazma diyorsun bana... yazma.. çünkü yazdığın her satırda kalbimi bir kez daha yerinden söküp götürüyor hasretle közlenmiş kelimelerin.. Ya benim kalbim? Sen kalbimi , beni ilk sevdiğini söylediğinde söktün.. O gün bugün sende atıyor kalbim!..
|