murat's profile(_ Created By GoRa _)PhotosBlogListsMore Tools Help

Blog


    1/24/2006

    ...

     

     
    Ugrasmadan dogrudan spaces'inize eklemek için sağ alt taraftaki Bloga al sekmesine tıklayınız!

     
     
     
      

    Burcunuzu seçin, falınızı okuyun
    Koç Boğa İkizler Yengeç Aslan Başak Terazi Akrep Yay Oğlak Kova Balık
    Muneccim.com 'un katkılarıyla

     

                      

     

    BENİM İÇİN ÜZÜLME!! 

     

     

                                                                                                                              

     

                                                                                       

    YAZIK!
    Hem kıyasıya harcıyorsun kendini,
    Hem gönlün yeltenmiyor hiç kimseyi sevmeye,
    Biliyorsun, saymakla bitmez sevenler seni,
    Ama besbelli sen aşk duymuyorsun kimseye,
    Öldüren bir nefrettir yüreğindeki  şeytan,
    Hiç umurunda değil kazsan kendi kuyunu,
    Çekinmezsin güzelim can evini yıkmaktan,
    Onarmak olmalıyken asıl amacın onu,
    Sen tutum değiştirde cayayım düşüncemden,
    Yumuşak bir sevgi koy, nefret yerine bir yol,
    Göründüğün gibi ol: Cömert,sıcak,sevecen,
    Hiç değilse kendine yumuşak yürekli ol
    Aşkım uğruna bir 'sen' daha yarat kendine
    Güzellik onda veya sende yaşasın diye
    William Shakespeare
     
    Sen, giderken gülüm izlerini silmeyi unuttun.
    Sen, giderken bitanem, bende bıraktıklarını almayı unuttun.
    Sen, giderken aşkım, sen hâlâ bendeydin.
    ...................................................................................................................................................................................................................................
     

     

     
     
     
     

     

     Bu gece yokluğunun dökümünü yapıyorum. Aylar önce sensizliğe yazdığım şiiri okudum, birde dün gece yazdığımı...
    Hiç fark yok... Neden azalmıyorsun bende? Neden gidişin dün gibi?
    Neden sana yazdığım her yazı, hep aynı yerde tıkanıyor? Ben bugüne kadar kimseyi yokluğunda bu kadar önemsemedim
    Kimseyi yokluğunda bu kadar özlemedim... ve şuna emin ol; hiç
    kimse, yok'ken bu kadar sevilmedi...
    Benim karşıma "aşk" diye bu sonucu çıkaran, yarım kalmış'lıktan başka bir şey değil, bunun farkındayım..
    Ama iyi ama kötü, bitmeli her hikaye! Sen bitmedin. Bitmeyensin..
    Ayrılığın adını koyamadık sevgilim. İşte bu yüzden kopamadık birbirimizden bir türlü.. Ben
    yarım kalan ve adı konmayan hiç birşeyi unutmam...unutamam..... İçimde sızısı kalır. Ya herşey yaşanacağı yere kadar yaşanıp sona ermeli ya da
    ayrılık sözkonusu olduğunda bir daha kimsenin çıtı çıkmamalı!
    Biz bunu başaramadık, ayrılamadık!
    Sen yaşanıp da bitseydin eğer hatrıma gelmezdin. Seni bu kadar yazılası yapan, yarım kalmışlığındır..O gecenin sabahında, ayrılığın aklına nerden geldiğini biliyorum...
    Anlamıştın benim soyut' a tutkun olduğumu... O yüzden gittin kim bilir... Sevilmek
    için, güzel hatırlanmak için, kayıplara karışmayı tercih ettin... haklıydın
    belki de... Olağan hiç birşeyi sevemedim ben hayatım boyunca.....
    Herkesin,her an yaşadığı hiç birşeyi benimsemedim... Ben yaşadığım hiçbir
    aşkı hayatın akışına bırakmadım. Bunu yapanlar her zaman kaybeder... Zaman denilen kavram düşmanıdır aşkın...
    eğer ortada aşk denen bir şey varsa, ne yapıp edip zamanı durdurmalı. Biz
    bunu başaramadık.... oysa bu o kadar zor bir şey değildi sevgili... Farklı
    bir dokunuş,ağızdan çıkan ve bugüne kadar kullanılmamış bir söz yeterdi
    zamanı durdurmaya..... Ben, aşktan söz açıldığında zamanı durduramayan
    kimseyi sevemedim... Ondandır belki de varlığında sevemediğim insanları,
    yokluğunda düşlemek.... Belki de onandır, yanındayken yüreğinin gurbetine
    düştüğüm bir sevgiliyi, sılasında özlemek..
    Yokluğun hiç de adil değil... beni yok ediyor, seni var ediyor
    sevdiğim..Evet seviyorum seni varlığına rağmen!
    Üç mevsim değişti bu şehirde ama ben varlığınla-yokluğunun tezatını çözemedim...
    Artık seni yaşamak istemiyorum! ....
    öyle bir sen yarattım ki sen yokken, yaşanıldığı an yitirir anlamını...
    sen yokken yarattığım sen, yasakladı sana dokunmamı... Sana düşman bir sen
    var içimde.... seni senle savaştıryorum, olan bana oluyor...

     

    Gidişin beni yaralamadı, aksine daha bir sevilir hale geldin...
    Varlığındaki seni, yokluğundaki sen kadar sevemezdim... "Keşke sen yanımda
    oslaydın,keşke bir şeyler yapıp da seninle zamanı durdursaydık" diye
    hayıflanmıyorum artık..... Her ne kadar adı konmasa da bir kopuşun, her ne
    kadar vazgeçmeyi beceremesek de, ayrılık ihtiyaçtandı bu hikayede....
    Yazık! son sözü zaman söyleyecek... Yazık! bu sefer hayatın acımasız akışına bıraktık
    aşkı... Ben senden kalan ayrılığa bile yas tutamıyorum adam gibi! Bunu
    engelleyen senin varlığın... ben bunca zaman yokluğundaki senle hayatı
    paylaşsaydım ve böyle bir senle ayrılığı yaşasaydım, hiçbir şiir kolay kolay hayata
    döndüremezdi beni... işte bu kadar güzeldir senin yokluğun... işte bu kadar
    ayrılğına üzülmemi engelliyor varlığın.....

    VARLIĞININ CANI CEHENNEME, YOKLUĞUNU ALMA BARİ.....

    Ve unutma seninle asla helalleşmiyorum….

    VARLIĞININ CANI CEHENNEME!!!

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     _______

    Ilık rüzgarla gelen 1 müzik sesiyle daliverdim uzaklara
    “Asik olmak günahsa ben bir günahkarim. Pisman degilim tanrim. "Diyordu yumusak bir ses. bir sizi saplandi ilk önce kalbime. sensizlik yüregimi yakiyodu, sana hasrettim. sari kurumus yapraklar arasinda, ruzgarin yuzume vurmasiyle kokunu duydum sanki… yalnizdim, mutsuzdum sen yoktun ebediyen gitmistin… simdi yanimda olsaydin, kollarinla beni sarar, yuzume dagilan saclarimi parmaklarinla duzeltirdin… iki taraftan kulaklarimin arkasina sıkıştirir, “boyle daha guzel Askim” derdin. yuzume dusen saclarima, tuzlu gozyaslarim karisiyo simdi. “sakin ha aglama, seni birgun bile aglarken gormek istemiyorum” derdin bana.
    Simdi bir yerleden bakiyosa gozlerin uzuluyosundur. Ama gozyaslarima søz geciremiyom sevgilim. hani biz sonsuza kadar mutlu olacaktik? Hani birbirimizi terketmiyecektik? Neden beni tek basima birakip gittin Askim? Kaza haberin geldiginde inanamadim… evimizden nasıl ciktigimi bile hatirlayamiyorum.
    Hastanede seni oyle kanlarin icinde baygin bir sekilde gorunce, dunya basima yikildi. elini tuttum ve sen gozlerini actin. “sakin ha! Sakin elimi birakma” dedigin zaman bile “gozlerindeki ormanda yagmur yagmasin” dedin. yanaklarimdan suzulen sicim gibi yaslar yuzune döküldügünün farkinda bile degildim.
    Amaliathanenin kapisina kadar elini hic birakmadim ve mecburen elini ayirdilar benden…
    Saatlerce o odada kaldin. ciktigin zaman komadaydin. Doktorlar ümitsizce gözlerime bakiyordu. seni odana götürdüler.
    Neydi? Neden o makinalari vücüduna baglamislardi? Sen yasayacaktin.beni birakmayacaktin, yemin etmistin. yavasca elimi elinin uzerine koydum. hic kipirdamiyordun. Gunlerce basucunda bekledim… farkinda bile degildim. hep uyuyordun. yanimda seni beklerken; gecirdigimiz gunler bir film seridi gibi gozlerimden gecti… beni kizdirmalarin, sinir etmelerin ve ondan sonra gonlumu almak icin butun evi ben yokken cicek bahcesine cevirmen.
    Dogum gunlerimizde aldigimiz hediyler. Hani son dogum gununde sana bir kazak almistim’da hemen giyip mankenlik yapmistin’ya ve ben seninle dalga gecmistim, sende alp pastayi yuzume yapistirmistin ve sonra bütün evi pastayla alt ust etmistik. temizlemesi ne zor olmustu demi Askim? Ne kadar deliymisiz, ne kadar asikmisiz… mavi kazagini son gordugumde, kanlar icindeydi… kaza gunu onu giyiyormussun meger. cok sinir ettin beni, nasıl cikacak simdi kazaktaki kan lekeleri? Olmadi simdii, iyilesir iyilesmez, kazagini sen yikayacaksin… onu sana ben aldim, atsak olmaz’ki.
    Hala uyanmadin… bir haft gecti, hicbir kipirdi yok.
    Doktorlarin biri gidiyor, biri geliyor… soyledikleri hicbirseyi artik anlamiyordum… bu arada, o yagmurlu gun geldi aklima. Bisikletlerle yarıs yaptigimiz o gun… hani ani bir yagmur baslamisti, eve zor yetismistik… balkonda Durup yagmuru izlerken, birgun bebegimiz olursa ismini yagmur koyalim demistik… bizim yagmurumuz yaz yagmuru olsun demistik… ve birgun daha gecti iste yanimda. sen o yatakta haraketsiz yatarken birgun daha gecti. elm elinde. ve basim yatagin yaninda, kendimden gecmisim. ve aniden elin elimde kipirdadi. aniden kirmizi, şiş gozlerimi sana cevirdim ve. gozlerini actin. o halinle bile gulumsuyordun bana. Dudaklarina kucucuk 1 opucuk kondururken, sessizce gozlerimden yin bilincsizce tuzlu gozyaslarim, dudaklarina dustu… kizar gibi yin baktin bana. “TAMAM dedim aglamayacagim” gozlerime baktin bugulu… hic beklemedigim bir anda dudaklarin kipirdamaya basladi!!“AFFET BENI” dedin. “ birbirimizi terketmiyecektik, hala dahada seni terketmedim ama. Dedin. Ve gerisini duymak bile istemiyordum, parmaklarimla dudaklarini kapattim. “konusma, yorulma, sonra konusuruz” dedim. Ama sen basima “simdi” dercesine isaret ettin. “sehre inmistim, yildönümümüz icin begendigin tek tasli pirlanta yuzugu alacaktim, aldimda.
    Yaninda 3 tane gul vardi, arabanin torpido gozunde yuzugun, koltuktada gullerin vardi” dedin. ve devam ettin “hayatimda gecirdigim en guzel yillari seninle paylastim. Gozlerim, kalbim hep yaninda olacak. arabadan emanetlerini almayi unutma" dedin bana... gozlerimdeki yaslari artik durduramiyordum. " bir dahaki sonbahara yurudugumuz yolda, yalniz yuruyeceksin ve cok guclu olcaksin. Beni affet askim seni bensiz birakamiyom. seni canimdan cok seviyorum, son bir opucuk ver bana" dedin. ve bir elim elinde, bir elimde alnini oksarken istedigini yaptim. Dudaklarin sicakti ve aniden makineden ince bir ses geldi. Elin elimden kopuverdi. gozlerin yavasca kapandi... doktorlar kosup geldiler. oylece orada kaliverdim,, hareketsiz kaldim, donmustum. doktorlar seni goturduler. artik sen yoktun, YALNIZDIM.

    simdi sensiz gecen ilk son bahardayim. yurudumuz yolda kurumus yapraklarin arasinda tek basimayim. arabadan bana getirdigin emanetlerimin biri evde, diyeri parmagimda. yuzugunu yasadigim surece parmagimdan, gullerini yatagimin yanindanHIC AYIRMAYACAM.
    Mavi kazagini yikadim, temizledim. yastiginin uzerinde duruyo. kulagimda bana soyledin sarkiyla yuruyorum tek basima söz verdigim gibi,SARI YAPRAKLI YOLDA. ASKIM.

    ___

     

     

     

    Kan kokuyor hava
    kan...
    bu sabah,
    güneş bile
    kızıla dönmüş.
    kan kokuyor dünyam
    bu sabah,
    kan...
    damarlarımda
    dolaşırken
    gözlerimden fışkırıyor,
    odama.
    bütün duvarlar
    bulandı kana,
    ve odam da
    kan kokuyor artık...
    kan kokusu kapladı tenimi
    nadide bir parfüm gibi...
    kanla yazacağım günlüğüme,
    bu günün tarihini
    kanla atacağım tarihe
    imzamın en etkinini
    ....
    ............
    .........
    günlüğüm de kan kokacak
    tenim gibi
    hava gibi
    dünyam gibi
    benim gibi kan kokacak...
    senin gibi........
    .......
    ...
    .
    kanıyorum
    kan kokuyorum
    kan soluyorum
    kan görüyorum
    ve
    kalbimden
    akmaya
    çalışan
    son damla kan da
    boğuluyorum
    seni sakladığım
    o son damla da
    seninle kan oldum
    kana kana
    kanıyorum...
    kan kokuyorum
    kan kokuyorum
    kan........

     

     

     

    Sana sımsıkı sarılmak istiyordum... Ah bir görsem, bitirsem içimdeki özlemini bu kadar zor gelmeyecekti senden, sevginden vazgeçmek... Nasıl olsa alışkınım ya seni görmemeye, galiba böyle de başarabilirim...

    "Ama eğer hissedersen hayatından çekildiğimi bana sana geri dönmemem için şans dile... "

    Neler yazmak istiyorum sana bir bilsen, tek yapabildiğim yazmak olduğundan yine yazıyorum işte! Seni daha önce de yazmıştım ama bu kez bir daha yazmamak üzere, seni beynimde, içimde bitirerek yazıyorum, yada bitirmek isteyerek... Ne kadar sürer bilmiyorum ama ben senden, sevginden vazgeçmek istiyorum.

    Yine senden habersiz...Ben seni severken de senden habersiz sevmiştim. Belki de kendimden bile habersiz...

    Dünyaları etrafında döndürmek isteyen bir kalbi bilerek isteyemezdim. Kendimden ve senden habersiz "bir tanemmm" olmuştun sen...Öyle ya; Sen bir taneydin; Eşin benzerin yoktu yeryüzünde, Yoktu Sen Kadar Güzel Güleni, Sen birtanem din!

    Yaşanmamış ve yaşamamış olsam bile Sen Özel'din... Aşk Özel'di....

    "Yağmurda Aşk Başkadır" diyenlere gülüyordum ama bende yağmurda üşüyen ellerini severek başladım seni sevmeye...

    Önce aldırmadım seninle güzelleşen herşeye...Sonra tüm parfümeri dükkanlarını aşındırıp kokunu ararken anladım seni deliler gibi özlediğimi...

    Ne kadar gerçeksen o kadar yalandın... Ve ben her seferinde en baştan başladım...Yeniden bir sondayım ama bu kez yeniden başlayacak gücüm yok... Ben senden vazgeçmek istiyorum!

    Herkes gibi biri olmanı yada hiç kimse olmanı istiyorum...Sesini duymak için telefonlara sarılmaktan vazgeçmek, ismini duyduğumda içimin titreyip,gözlerimin dolmasından kurtulmak istiyorum...Senin benim için herhangi biri olman ne kadar zor bir bilsen...Zaten kolay olan ne vardı ki benim için;Sanki seni öldürmemle sevmem ararsında hiçbir fark yoktu....Ve ben hep sevgim yüzünden cezalıydım...Hiç sonu olmayan bir yolda seninle yürümek,yeni çıkan filmleri birlikte izlemek, saatlerce sana sarılı kalmak,sadece ama sadece bir kez olsun sana sarılıp uyumak, bir sabah gözlerimi açtığımda yanımda seni bulmak isterken, sen sevgimle utanmamı sağladığın için galiba gerçekten "bir taneydin"!

    İşte bu yüzden imkansızlığına hep inandım!

    Ben yalnız kalıp seni düşünmeyi deli gibi sever olduğumda, sen benim her şeyim olduğunda ben senin için hiç yoktum...Bu yüzden yalnızlıklarım, ağlamalarım, özlemlerim canını hiç acıtmadı.Benim tarafımdan sevilmek belki de hayatında önemseyeceğin en son şeydi...

    Keşke kendi dünyamda bir zamanlar seni sevdimden hiç bahsetmeseydim Ben Seni Seviyorum dediğimde Seni Seviyordum! Ben Seni Özlüyorum dediğimde Seni Özlüyordum. Ben Senin İçin Ölürüm Dediğimde ben senin özleminden zaten ölüyordum...

    Ve Ben Şimdi Senin Hayatından Gidiyorum!

    Ne zaman Aralık'ta bir yağmur yağsa, ben geceler'de ıslanıyor olacağım,Ne zaman bir parfümeriye girsem hala kokunu arıyor olacağım...

    Ben Kaybettim... Sen Kazandın! Artık sesimi duymayacaksın...

    Sana sımsıkı sarılmak istiyordum, kokunu içime yıllarca bana yetecek kadar çekerek, sana sımsıkı sarılmak istiyordum.... Gelmedin!

    Gelsen yapabilir miydim bilmiyorum...Ama ben artık gidiyorum..

    Eğer hayatından çekildiğimi hissedersen, bana sana geri dönmemem ve seni yeniden deliler gibi sevmemem için şans dile...

    Ve Lütfen, Aralık'ta yağmur yağdığında sakın İstiklale gelme.

    Sana sımsıkı sarılmak istiyordum....

    Gelsen yapabilir miydim bilmiyorum...
     


     

    Comments

    Please wait...
    Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
    You didn't enter anything. Please try again.
    Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
    To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
    Your parent has turned off comments.
    Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
    You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
    Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
    Complete the security check below to finish leaving your comment.
    The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.
    murat tuncer has turned off comments on this page.

    Trackbacks (1)

    Weblogs that reference this entry